Asuman ŞENEL

Orta halli bir esnaf ailesinin kızı olarak Sivas’ta dünyaya geldim. Çocukluğum ve gençliğim eski sokaklar ve komşular arasında geçti. O günleri düşündüğümde tüm maddi yokluklara rağmen o sokağın zenginliğinin ne kadar etkileyici olduğunu hatırlıyorum.
Sokağın başında (yukarı mahalle) bir Mevlevi Şeyhi’nin içinde bir de semahane bulunan büyük evi vardı, şimdilerde restore edilen bir konak. Mevlevi Şeyhinin evinin karşısında Alibaba Camii, hemen altında bir sokak çeşmesi, gece gündüz akan “tatlı su” Biraz aşağı inilince bir Alevi Dedesinin kocaman bahçeli büyük evi. Aşağı mahalleye inildikçe Türk, Çerkez, Kürt komşular… Sokağın sonunda yine gece gündüz akan bir çeşme “ acı su” Bütün bahçeler, kapı önleri, bütün sokak hepimizindi. Bütün çocuklar “mahallemizin çocuğu”, o sokakta yaşayan bütün insanlar komşumuzdu.
“Acı su” kullanmak, “tatlı su” içmek içindi, aynı çeşme başlarında sıra beklerdik. Birbirimizden ödünç alır verirdik. Bir soğan, bir kaşık salça, bir bardak yağ, şeker… Yaralar gösterilmeden sarılırdı. Dizlerimiz, dirseklerimiz yara bere içinde oyunlar oynardık, sonuna kadar tadını çıkarırdık çocukluğumuzun, mutluyduk.
Şimdi ne o sokak, ne o komşular var. Sonra hikâyelerimde anlattım kaybedilen mekânlarla birlikte yabancılaşan insan ilişkilerini…
Neden o sokakta doğdum? Tesadüf olmadığını artık çok iyi biliyorum. Bütün o çeşitlilik, o sokağın harcıma kattığı zenginlik tam da Yunusçaydı…
“Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan
Halka müderris olsa, hakikatte asidir”
……….
“Ben gelmedim dava için / Benim işim sevgi için
Dostun evi gönüllerdir / Gönüller yapmaya geldim”
O günlerden bugüne araya koca bir ömür girdi, dünya değişti, algılar değişti, öncelikler değişti. Önce ben, sonra ben, daima ben noktasında yaşanır oldu. Bu süreçte o sokak önce içimde kanayan bir yara, sonra kalbimde bir umut ışığına dönüştü.
Bugün biliyorum ki insan varsa umut vardır. Umut kalbimizde hiç susmaz. Biliyorum ki dünya tüm çeşitliliği ile kocaman bir sokağa dönüşebilir; insanlar “gökte bir şimşek çakması kadar kısa” ömürlerini, kendilerini ve birbirlerini tanımaya, anlamaya ve sevmeye fırsat sayabilir.
Biliyorum ki insanoğlu bir gün yeniden hatırlayacaktır aşkı ve kalbi. Bugün biliyorum ki koşulsuz sevgi bir gün mutlaka yolumuzu aydınlatacaktır. Tam da bunun için buradayız. Hatırlamak ve hatırlatmak için…
Sevgi ile…